Şemsüddin Muhammed b. Eşref Semerkandî’nin Zühd Kavramının Sosyo-Psikolojik Değerine Yönelik Tespitleri
ALİ SEMERKANDÎ ULUSLARARASI ÇALIŞTAYI – 2, Ankara, Türkiye, 24 - 25 Mayıs 2024, ss.148-157, (Tam Metin Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.148-157
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Semerkandi, zühd meselesini marifetullah’a ulaşmanın bir yolu olarak değerlendirmiştir. Bu itibarla zühdün karakter inşası açısından fonksiyonel yönünü öne çıkarması onun kelami bilgi sisteminin yanı sıra sufi metodu da zikretmesi, üzerinde durulması gereken önemli bir mevzudur. Zira teorik bilginin sosyo-psikolojik sahaya aktarılmasında karşılaşılan güçlükler bir problem olarak tartışılmaktadır. Semerkandi zühd ile ilgili fikirlerini hem kavramsal bakımdan ortaya koymuş hem de zühdün ontolojik değerinin marifetullah açısından nasıl bir anlam ifade ettiğini izah etmeye gayret etmiştir. Onun İlmü’l-Afak vel’l-Enfüs adlı eseri zühd ve ona bağlı olarak ortaya konan tasavvuf ıstılahlarının ele alındığı yegâne eseridir. Tebliğin sınırları bu eserin muhtevasına bağlı olsa da onun bu alana dair fikirlerinin arka planını tespit etmek diğer eserlerine temas etmeyi gerektirmektedir. Onun kelam ilmine olan vukufiyeti son tahlilde zühd ve riyazat gibi kavramları ele alışına da yanmıştır. Çalışma nitel desenli olup literatür taraması ve elde edilen malumatın yorumlanmasına bağlı olarak temellendirilecektir. Sonuç olarak Semerkandi, insanları üç gruba ayırmaktadır. İlk sınıfın yalnızca Hakk’a yöneldiğini, ikinci gruptaki insanların Allah’a yönelmiş olmalarına rağmen dünya işleriyle de meşgul olduklarını ve son mertebedeki insanların yalnızca dünya işleriyle hemhal oldukları ve Hakk’tan başka şeylere yöneldiklerini belirtmiştir. Bu itibarla zühd, marifetullah’ın gerçekleşmesi bakımından değerli bir kavramdır. Ayrıca zühd kesin inancı gerektirmesi bakımından da kelam ilmine ihtiyacı ve bu ilmi hakkıyla bilmeyi gerektiren bir olgudur.
Samarqandi evaluated the issue of asceticism as a way to reach knowledge of Allah. In this respect, it is an important issue that should be emphasized that asceticism highlights its functional aspect in terms of character building and mentions the Sufi method as well as its theological knowledge system. Because the difficulties encountered in transferring theoretical knowledge to the socio-psychological field are discussed as a problem. Samarqandi put forward his ideas about asceticism both conceptually and tried to explain what the ontological value of asceticism means in terms of knowledge. His work titled İlmü’l-Afak vel’l-Enfüs (‘Ilm al-Ȃfâq wa al-‘Anfus) is the only work that deals with asceticism and the Sufi terms related to it. Although the boundaries of the paper depend on the content of this work, determining the background of his ideas on this field requires contacting his other works. His mastery of the science of theology was ultimately based on his handling of concepts such as asceticism and asceticism. The study has a qualitative pattern and will be based on literature review and interpretation of the information obtained. As a result, Samarqandi divides people into three groups. He stated that the first class is directed only towards God, the people in the second group are also busy with worldly affairs even though they are directed towards God, and the people in the last class are only involved with worldly affairs and turn towards things other than God. In this respect, asceticism is a valuable concept in terms of the realization of knowledge of Allah. In addition, asceticism is a phenomenon that requires firm belief and the need for the science of kalam and knowing this science properly.