Anadolu Endüstri Devriminin Mimarlarına Vefâ: Uluslararası Çalıştay-3 Hamid Hamdi Vani Malati, Malatya, Turkey, 5 - 06 September 2025, pp.107-138, (Full Text)
Tasavvuf, İslâm’dan önceki dönemlerde zühdî pratikler
şeklinde varlık göstermiş olmakla birlikte, İslâmî vahyin nüzûlüyle birlikte
yeni bir muhteva ve istikamet kazanmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de peygamberlerin
zühd ve riyâzet eksenli hayat tarzlarına temas edilmesi bu hakikatin en açık
delillerindendir. Hz. İbrahim ve Hz. Hacer’in hacc kıssası, Hz. Musa’nın erbain
mikâtı, Hz. Meryem’in mihraba adanışı gibi kıssalar, zühdün nübüvvet
silsilesiyle irtibatını ortaya koymaktadır. Ahmed b. Hanbel’in Kitâbü’z-Zühd
adlı eserinde, önceki peygamberler ve sâlih kimselere dair zühd haberlerine
geniş yer verilmesi de bu sürekliliği teyit eder mahiyettedir.
İslâmî dönemde sahâbenin tevhid merkezli yaşayışı ve dünyevî
alâkalardan arınmış hayat tarzı, zamanla müstakil bir ilmî disipline dönüşmüş;
hicrî birinci asrın sonlarına doğru bu yaşayış biçimi “tasavvuf” adıyla
anılmaya başlanmıştır Hamdî-i Vânî el-Malatî, Zübdetü’l-İrfân adlı
eserinde tasavvufu, İslâm’ın fazilet boyutunu teşkil eden şer‘î ilimlerden biri
olarak telakki etmekte ve bu ilmin gayesini, insanı ahlâk-ı Muhammediyye ile
donatmak şeklinde temellendirmektedir. Müellif, tasavvufu şekil ve merasimlerden
ibaret bir anlayıştan ayırarak, onu ihlâs, tezkiye-i nefs ve tahalluk
bi-ahlâkillâh ekseninde konumlandırmaktadır.
Bu çalışma, Hamdî-i Vânî el-Malatî’nin tasavvuf anlayışını, Zübdetü’l-İrfân
merkezli olarak ele almakta; tasavvufun tanımı, gayesi, menşei, diğer ilimlerle
ilişkisi ve tevhid telakkisi bağlamında müellifin görüşlerini ilmî bir zeminde
incelemeyi amaçlamaktadır.