CÂHİLİYEDEN ENDÜLÜS’ÜN YIKILIŞINA KADAR ARAP EDEBİYATINDA ŞEHİR MERSİYELERİ


GOÇEMEN Y.

KILIS 7 ARALIK ÜNIVERSITESI İLAHIYAT FAKÜLTESI DERGISI, cilt.7, sa.1, ss.277-320, 2020 (TRDizin) identifier identifier

Özet

Bu çalışmada, mersiye çeşitlerinden biri olan şehir mersiyeleri ele alınmıştır. Arapedebiyatında en önemli ve en yaygın şiir türlerinden birisi olan mersiyeler, en sade ifadeyle “ölülere yapılan medih” olarak tanımlanmıştır. Yakılıp yıkılarak felakete uğrayanşehirlerin ardından duyulan hüznün beyitlere dökülmüş hali olarak tanımlanabilecek şehir mersiyeleri, müstakil bir tür olarak son şekliyle İslâmiyet’ten sonraki süreçteortaya çıkmıştır. Zira medeniyetin bir yansıması olan şehirlere yakılan ağıt örneklerine, hayatlarını çöllerde göçebe olarak sürdüren câhiliye Araplarının şiirlerinde sıkrastlanmamaktadır. Klasik Arap kasidesinin girizgâhını oluşturan kalıntılar üzerindedurarak maziyi ve göçüp giden sevgilinin hatıralarını anmayı ifade eden “el-vukûf‘ala’l-atlâl”, bazı edebiyat eleştirmenleri tarafından bir yerin yakılıp yıkılarak talanedilmesini dile getiren bu duygu selinin en erken örneklerinden biri olarak görülmüştür. Farklı dönemlerde yaşanan siyasî çekişme ve çalkantılar neticesindeki yönetimdeğişikliklerinin bir sonucu olarak görülen şehir mersiyeleri, yakılan ve yıkılan şehirlerin ardından söylenen duygu yüklü sözlerden ibaret olmayıp, salt hüznün depresififadesiyle sınırlı kalmamıştır. Aynı zamanda bu şiirler, konu edindikleri şehrin yıkımauğramadan önceki durumunu felakete maruz kaldıktan sonraki haliyle karşılaştıranve yoğun betimlemeler içeren tasvir şiirleri olarak da değerlendirilmiştir.
In this study, city elegies which are of the types of elegy were discussed. Elegies which are of the most important and common poem genres in Arabic literature are defined as “praise for the dead”. City elegies that can be defined as the utterance of the grief felt for the cities that were demolished emerged after the post-Islamic process as a self-contained genre. Because examples the elegies written for the cities as a reflection of civilization are not frequently seen in the poems of jahiliyyah Arabs who lived in deserts as nomads. “Al-wukūf ‘ala’l-atlāl” which states the commemoration of the past, and of the lover passed away, by focusing on the remnants that constitute the introduction of classical Arab ode is regarded as the earliest examples of the rush of emotion which utters the ravaging of a certain place by certain literary critics. City elegies which are regarded to be as a result of the administrative changes in consequence of political conflicts and turmoil experienced in different periods are not only composed of, and limited to emotional words uttered after the burnt and the demolished cities, and the depressive expression of absolute grief. At the same time, these poems are evaluated as depictive poems which include intense descriptions, and compare the conditions of the city as before and after its destruction.