EPISTEMOLOGICAL AND POLITICAL ECONOMY BACKGROUND OF EFFORTS TO DISCREDIT SUFISM


Creative Commons License

Alptekin Altunkaya M.

VII. INTERNATIONAL MEDITERRANEAN SCIENTIFIC RESEARCH CONGRESS, Hatay, Türkiye, 13 - 15 Haziran 2025, ss.437-447, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Hatay
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.437-447
  • Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Ahiret değerleriyle dünyanın yönetimini sistematik kurumsal düzlemde gerçekleştirerek tevhidin pratiğini ortaya koyan tasavvuf, yalnızca bireysel maneviyat değil, kolektif bilgi ve toplum düzeni tasavvurudur. Ancak pozitivist modernitede tasavvuf hem entelektüel hem de siyasal düzeyde itibarsızlaştırma girişimlerine maruz kalmıştır. Bu girişimlerin arka planındaki tarihsel, ideolojik, sosyolojik ve siyasi birçok unsuru ele almak önemlidir. Çalışmanın amacı tasavvufun meşruiyet krizini doğuran oryantalist kökenli epistemolojik dışlamaları ve SykesPicot düzeninin müdahalelerini bilimsel yöntemlerle analiz etmektir. Moderniteyle hâkim olan pozitivist paradigma, kalbî idrak, keşf, ilham, ledün ilmi gibi kavramları akıldışı kabul ederek bilgi sahasının dışına itmiştir. Bu paradigma, yalnızca fizik ve görünür bilginin değil, vahye dayalı bilginin de mantıkla ölçülmesini dayatmış; sezgi ve içsel tecrübeyle bilme biçimlerini irrasyonel/mistik şeklinde etiketlemiştir. Ekonomi politik olarak 1400 yıllık tekke mali birikimi ve gayrı menkul zenginliği yağma edilip kurumlar yasaklanarak tasavvuf, bilgi ve iktisadi üretim alanından dışlanmış, resmî ideolojiler tarafından marjinalleştirilmiştir. Modern devletlerin seküler politikaları, tarihsel sûfî vakıfların (tekke, zaviye, âsitâne) ekonomik ve sosyal gücünü ele geçirip tarikatların toplumsal meşruiyetini kırmak için çeşitli ideolojik müdahalelerde bulunmuştur. Dünya düzeninin ulus-devlet sistemindeki vatandaşlık modeli; oryantalistler tarafından tasavvufun insan, toplum ve devlet tasavvuruyla çelişik gösterilmesine neden olmuştur. Sûfî kurumlar hurafecilik, tembellik, irrasyonalizm gibi ithamlarla karşılaşmış, açıktan yasaklanmış veya din dışı mistisizm olarak lanse edilmiştir. Bu itibarsızlaştırma girişimleri salt dini reformculukla değil modernite, Vehhâbizm, suistimal ve istismar düzeni, kültürel hegemonya ve sekülerleşme, medya, popüler kültür karikatürleştirmesi, ulus devlet düzeni ve emperyalist iktidar mekanizmalarıyla ilişkilidir. Bu çalışma, konuyu tarihsel ve teorik düzeyde ele alarak, epistemolojik baskılar karşısında nasıl bir direniş mekânı sunduğunu analiz etmektedir.