Göç, Bellek ve Anlatı: Antakya'da Yaşayan Özbek Kadınların Gurbet Koşukları


Creative Commons License

Eraslan A.

Antropoloji, cilt.0, sa.52, ss.73-93, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 0 Sayı: 52
  • Basım Tarihi: 2026
  • Doi Numarası: 10.33613/antropolojidergisi.1874114
  • Dergi Adı: Antropoloji
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM), Academic Search Ultimate (EBSCO)
  • Sayfa Sayıları: ss.73-93
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu makale 1982 yılında Afganistan’dan Türkiye’ye iskânlı göçmen olarak yerleştirilmiş Özbek kadınların anlatılarında yer alan Afganistan’da ağız kopuzu ve def eşliğinde icra edilen koşuk söyleme pratiğini ve günümüzde ise bu pratikten geriye kalan ve göç sonrasında hafızalarla taşınan gurbet koşukları olarak adlandırdığım şarkılara odaklanmaktadır. Bu koşuklara gurbet koşukları adını vermemin nedeni, kadınlarla yaptığım görüşmelerde söyledikleri doğaçlama ve anonim koşukların arasında göç nedeniyle ailesinden ayrılan gelinlerin vatan hasretini ve aile özlemi içeren sitem ve hüznü yansıtan koşukların belirgin bir biçimde öne çıkmasıydı. Bu çalışmanın amacı kadınların koşuklar aracılığıyla dile getirdikleri yas, gurbet, ayrılık, özlem ve cinsiyet rollerine yönelik duygularını ifade ettikleri bir alana nasıl dönüştürdüklerini anlamaya çalışmaktadır. Ayrıca, bu uygulamanın göçün ardından geçirdiği değişimleri de araştırmaktadır. Afganistan’da bir araya gelerek ortak duyguların paylaşıldığı, kadın duygudaşlığının ve dayanışmasının bir yansıması olarak yorumlayabileceğimiz bu pratiğin, Türkiye’ye göçün ilk yıllarında kadınların duygularını içeren koşukları kasete kaydederek ailelerine ilettikleri bir alana dönüştüğü anlaşılmıştır. Günümüzde ise iletişim araçlarına erişim kolaylığı ve sosyal medya kullanımı nedeniyle bu pratiğin artık uygulanmadığı, geriye sadece kadının hafızasında unutulmaya yüz tutmuş sayısı gittikçe azalan koşukların kaldığı anlaşılmıştır. Anlatılar ve koşuklar analiz edildiğinde, savaş ve iç karışıklıklar ya da yapılan evlilikler sonucunda ülkelerini terk etmek zorunda kalan kadınların geride bıraktıkları anne ve babalarına, kardeşlerine ve memleketlerine duydukları özlem nedeniyle gurbet duygularını yoğun yaşadıkları anlaşılmıştır.
This article focuses on the practice of singing koshuk accompanied by the mouth kopuz, def, or daira at women’s gatherings, as recounted in the narratives of Uzbek women who were resettled in Türkiye from Afghanistan in 1982. It also examines the songs that survive in memory from this practice, which I call gurbet koshuks. I use this term because anonymous and improvised koshuks prominently express longing for family and homeland following separation through marriage. The aim of this study is to understand how women transformed this practice into a space for expressing feelings of mourning, longing, separation, yearning, and gender roles through koshuk. It also investigates the transformations the practice underwent after migration. In Afghanistan, women gathered to share common emotions, making koshuk a reflection of shared feelings, empathy, and solidarity. During the early years of migration to Türkiye, however, the practice took on a different form, as women recorded koshuks on cassette tapes and sent them to their families. Today, easier access to communication technologies and the widespread use of social media have contributed to the decline of this practice. As a result, only a small number of women still retain in their memories these increasingly forgotten koshuks. Analysis of the narratives and koshuks shows that women who were forced to leave their homeland because of war, internal conflict, or marriage experienced intense feelings of gurbet, driven by a deep longing for the parents, siblings, and homeland they left behind.