Döner Kebap Uyuşmazlığının Almanca Haber Medyasında Sunumu ve Medyanın Konumlanışı
İletişim ve diplomasi, sa.Gastrodiplomasi Özel Sayısı, ss.285-300, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: Sayı: Gastrodiplomasi Özel Sayısı
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.54722/iletisimvediplomasi.1883503
- Dergi Adı: İletişim ve diplomasi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.285-300
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu makale, Türkiye’nin “Döner Kebab”ı Avrupa Birliği’nde Geleneksel Ürün Adı (Traditional Speciality Guaranteed, TSG ) olarak tescil ettirme girişimiyle ortaya çıkan tartışmayı incelemektedir. Çalışma, bu süreci gıda, diplomasi ve gazeteciliğin kamusal anlam üretiminde kesiştiği aracılı gastrodiplomasi çerçevesinde ele almaktadır. Nye’nin yumuşak güç yaklaşımı ile Althusser’in devletin ideolojik aygıtları kavramından hareketle Almanca medyanın bu tartışmada iki çelişkili işlev üstlendiği ileri sürülmektedir. Bir yandan medya, Türkiye’den Almanya’ya göç eden misafir işçilerin taşıdığı mutfak kültürünü kozmopolitizm ve kültürel açıklığın simgesi olarak sunarak Avrupa’nın sembolik cazibesine katkıda bulunmakta; öte yandan dönerin adı, mülkiyeti ve pazar erişimi düzenleyici bir mücadeleye dönüştüğünde haber söylemi ekonomik korumacılık, sınır çizme ve yerel çıkarların savunusuna yönelmektedir. Bu hipotez, nitel çerçeveleme analiziyle sınanmış; haber metinlerinde sorunun nasıl tanımlandığı, sorumluluğun nasıl dağıtıldığı, meşruiyetin nasıl kurulduğu ve hangi çözüm önerilerinin öne çıkarıldığı, karşılaştırmalı incelenmiştir. Bulgular, Almanca yayımlanan medyanın çoğulculuk söylemini daha çok iç çeşitliliği ve ekonomik çıkarları koruduğu ölçüde benimsediğini göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, Almanca yayımlanan medyanın stratejik açıdan tutarsız bir görünüm sergilediğini ortaya koymaktadır.
This article examines the debate that emerged from Türkiye’s attempt to register “Döner Kebab” in the European Union as a Traditional Speciality Guaranteed (TSG) product. The study approaches this process within the framework of mediated gastrodiplomacy, understood as a field in which food, diplomacy, and journalism intersect in the production of public meaning. Drawing on Nye’s concept of soft power and Althusser’s notion of ideological state apparatuses, it argues that German-speaking media assume two contradictory functions in this debate. On the one hand, the media contribute to Europe’s symbolic appeal by presenting the culinary culture carried by guest workers migrating from Türkiye to Germany as a symbol of cosmopolitanism and cultural openness. On the other hand, when the name, ownership, and market access of döner turn into a regulatory struggle, news discourse shifts toward economic protectionism, boundary-making, and the defense of local interests. This hypothesis is tested through qualitative framing analysis, comparing how news texts define the issue, distribute responsibility, construct legitimacy, and foreground particular solutions. The findings show that German-speaking media embrace the discourse of pluralism primarily insofar as it protects internal diversity and economic interests. As a result, the study demonstrates that the German-speaking media sphere displays a strategically inconsistent position.