Kuran Mealleri Sorunlar Çözüm Önerileri, Konya, Turkey, 5 - 07 November 2025, pp.59-72, (Full Text)
Kur’an-ı Kerim, kadınların sosyal yaşamlarını
ilgilendiren çeşitli hükümler içermektedir. Bu hükümlerin farklı meallerde
nasıl çevrildiği hem dilsel tercihler hem de yorumsal yönelimler açısından
önemli anlam farklılıklarına yol açmaktadır. Bu çalışmada kavvâmiyet
(sorumluluk), hicâb (örtünme), şehadet (tanıklık), talak (boşanma), miras ve
eşitlik ile ilgili ayetler ele alınıp (Nisa 34, Nur 31, Bakara 282, Talak 1-4,
Nisa 11 ve Ahzab 35) ayetlerin farklı meallerde nasıl kaydedildiği karşılaştırmalı
olarak incelenecektir. Kur’an’da kadınlarla ilgili bazı hükmî / hikemî
ayetlerin zahirî (lafzî / fıkhî) ve işârî (tasavvufî) anlam katmanlarıyla
birlikte nasıl anlaşıldığı ortaya konmaya çalışılacaktır. Kadınlara dair
ayetler, klasik meallerden seçilerek incelenecek; tasavvufî kaynaklarda veya
işârî tefsirlerde nasıl anlamlandırıldığına yer verilecektir.
Meallerdeki ifadelerin farklılığı, sadece
çeviri tekniklerinden değil; meal yazarlarının ayetleri anlama biçimlerinden,
mezhep farklılıklarından, toplumsal algı ve çağdaş duyarlılıklardan da
etkilenmektedir. Kur’ân-ı Kerim’in çok katmanlı dil yapısı, tasavvufî gelenekte
lafızların arkasında derin manalar aranmasına imkân vermiştir. Çalışmada,
“kavvâmûn” kavramı ruhun nefs üzerindeki terbiyesi; “ziynet” kelimesi, kalbin
süsü yahut nefsin zaafları; “iddet” süresi ise nefsin inzivaya çekilerek
saflaşması şeklinde işârî şekilde yorumlanmıştır.
Meallerin salt çeviri değil, çevirmeninin
zihniyetini yansıtan inşa metinleri olduğu hususu kadına dair hükümlerde daha
belirginleşmekte, mealler toplumsal algıyı etkilemektedir. Çalışmamız, dinî
metinlerin birebir çevirisinin ötesinde taşıdığı anlam katmanlarını ve yorum
potansiyelini ortaya koymaktadır. Hamdi Yazır, Diyanet, Süleyman Ateş, Y. Nuri
Öztürk, Abdülbaki Gölpınarlı arasındaki farklar lafzî aktarım ve yorum içerme
düzeyleri açısından sınıflandırılmış, ayetlerin anlam alanları tasavvufî eserlerdeki
sembolik okumalarla karşılaştırılarak, kadın kavramının sadece biyolojik bir
varlık değil, aynı zamanda nefsin temsili veya bâtınî bir hal olarak nasıl ele
alındığı gösterilmiştir. Burada, kadınlara yönelik Kur’âni hükümlerin salt
hukukî sınırlar içinde kalmadığını; Kur’ân-ı Kerîm’in anlam derinliği sayesinde
içsel bir dönüşüm dili olarak da yorumlanabildiğini görüyoruz. Böylece kadınla
ilgili ayetler hem bir toplumsal düzen hem de bir manevî eğitim programı olarak
birlikte değerlendirilebilir.
Araştırma kapsamında dört farklı meal tercih
edilmiştir: Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’an Dili adlı klasik ve
tefsirli meali, Diyanet Vakfı’nın kurumsal ve dengeli yaklaşımıyla hazırlanan
meali, Süleyman Ateş’in akademik ve açıklayıcı çevirisi ile Yaşar Nuri
Öztürk’ün yorumlu ve modernist anlayışı temsil eden meali. Bu mealler hem lafız
hem de anlam düzeyinde incelenmiş; anahtar kavramların (darabe, himar, ziynet,
iddet, kavvâm, şahitlik, takvâ) nasıl çevrildiği ve sunulduğu
değerlendirilmiştir.
Analiz sonucunda, mealler arasında sadece
kelime farklılıkları değil, yorum farkları ve hatta bazı durumlarda ideolojik
tercihlerle yönlendirilmiş çeviri eğilimleri tespit edilmiştir. Örneğin Nisa
34’te geçen “قوامون / kavvâmûn” kelimesi kimi meallerde “idare
eden” olarak çevrilirken, kimilerinde “geçimini sağlayan” ya da “koruyucu”
şeklinde aktarılmıştır. Aynı ayetteki “واضربوهن / ve-dribûhunne” ifadesi bazı meallerde
“dövmek” olarak yer alırken, modernist yorumlarda “ayrılmak”, “uzaklaşmak” ya
da “yatak ayırmak” gibi anlamlarla verilmiştir. Himar kavramının başörtüsü
şeklinde çevrilmesi; şahitlik, iddet, miras hususları ile kadın ve erkek
eşitliğinin bazı meallerde muğlak bırakıldığı hususu ele alınmaktadır.