XIX. Tıbbi Biyoloji ve Genetik Kongresi, Muğla, Türkiye, 27 - 30 Ekim 2025, ss.67-69, (Özet Bildiri)
Amaç: Bu çalışmanın amacı, demir birikiminin karaciğer fonksiyon testleri
üzerindeki etkilerini inceleyerek Mardin ilindeki beta talasemi majör
hastalarının profilini değerlendirmektir.
Gereç-Yöntem: Bu çalışma, Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki 22
beta talasemi majör hastasının verilerinin analizine dayanan retrospektif bir
araştırmadır. Bu çalışma, Mardin Artuklu Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve
Yayın Etiği Kurulu Başkanlığı’nca onaylanmıştır (Etik Kurul Onay No/Tarih:
2025/9-34/09.09.2025). Serum ferritin düzeyleri, karaciğer fonksiyon testleri
[aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), alkalen fosfataz
(ALP), gama-glutamil transferaz (GGT)], bilirubin alt parametreleri [total,
direkt ve indirekt bilirubin] ile C-reaktif protein (CRP) düzeyleri arasındaki
korelasyon değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde GraphPad Prism 8 paket
programı (Version 8.0.2 for Windows, GraphPad Software, La Jolla, CA, USA)
kullanılmıştır.
Sonuçlar: Yapılan analizler neticesinde yüksek ferritin düzeyleri ile serum
AST ve ALT düzeyleri arasında anlamlı bir pozitif korelasyon gözlenmiştir
(p<0.05). Ayrıca, AST ve ALT düzeyleri ile CRP düzeyi arasında anlamlı pozitif
korelasyon vardı (p<0.05).
Tartışma: AST ve ALT, karaciğer hasarının güvenilir biyobelirteçleri olarak
kabul edilmekte olup; karaciğer, vücutta başlıca demir deposu olmasının yanı
sıra demirin temel taşıyıcı proteini transferrini sentezlemesi ve demir
homeostazını düzenleyen hormon hepsidini salgılaması nedeniyle demir
kaynaklı toksisitenin başlıca hedef organı konumundadır. Bulgularımız,
bozulmuş karaciğer fonksiyon testlerinin inflamatuvar süreçlerle yakından
ilişkili olduğunu göstermekte ve kronik transfüzyon tedavisine bağlı demir
birikiminin beta talasemi majör hastaları üzerinde olumsuz etkilerini ortaya
koymaktadır. Bu durum, demir şelasyon tedavisinin zamanında ve etkin bir
şekilde uygulanmasının önemini vurgulamaktadır. İlave klinik
parametrelerin incelenmesi ile birlikte, örneklem büyüklüğünün artırılması
ve uygun kontrol gruplarıyla karşılaştırmalı analizlerin gerçekleştirilmesi,
bulguların klinik anlam ve öneminin daha net ortaya konmasına olanak
sağlayacaktır.