Platanus Publishing, Ankara, 2025
İnsanlığın varoluşundan bu zamana kadar hastalıklar yaşamın bir parçası olmuştur. Hastalıklarla mücadele ederken eski zamanlardan itibaren doğadan ve edinilen tecrübelerden faydalanarak çözüm aranması geleneksel tedavi yöntemlerinin gelişmesine neden olmuştur. Son zamanlarda modern tıp ile entegre edilerek kullanılan geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında akupresür uygulaması da sıkça kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından belirlenen hastalıkların tedavisinde destekleyici tedavi olarak uygulandığı bilinen akupresür, ülkemizde 2014 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yeniden düzenlenen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nde akupunktur tedavisnin içerisinde yer almakta olup, iğne yerine parmak basısı uygulanarak yapılan manüpletif bir tedavi yöntemi olarak tanımlanmaktadır (Resmi Gazete, 2014). 19 Nisan 2011 yılında Hemşirelik Yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile birlikte masaj ve kas gevşetici girişimlerin uygulanması hemşirenin bağımsız rollerinden biri olarak kabul edilmiştir (Resmi Gazete, 2011). Hemşirelik Girişimleri Sınıflamasında yer alan akupresür uygulaması, semptomların yönetiminde, bireyin gevşeme ve rahatlamasının sağlanması amacıyla hemşirelik bakım sürecinde vücudun belirli noktalarına yapılan basınç uygulaması olarak tanımlanmaktadır (İster & Karaca, 2019). Semptom yönetimde bütüncül hemşirelik bakım uygulamaları kapsamında değerlendirilen akupresürün hemşirelerin bakım planlarında yer alması gerektiği belirtilmektedir (Kwon & Lee, 2018).