Kötülük Problemine Alternatif Bir Çözüm Arayışı; Aşk Teodisesi


Creative Commons License

Çaylı Z.

İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi (İTOBİAD, cilt.14, sa.5, ss.2903-2924, 2025 (TRDizin)

Özet

Bu çalışmamızda kötülük problemine mevcut teodiselere alternatif olarak teklif edilen, “aşk teodisesi”ni karşılaştırmalı ve betimleyici bir perspektifle inceleyeceğiz. Kötülük problemi karşısında mevcut teodiselerin muhatapların sorularına tatmin edici cevap verememesi ve ateist argümanları çürütememesi gibi nedenlerden dolayı teklif edilen “aşk teodisesi”, Tanrı-âlem-insan denkleminde rasyonalist bir yaklaşımdan ziyade irfanî/mistik bir kabul ile “sevgi” eksenli bir tasavvurla dikkat çekmektedir. Aşk teodisesini, insana iyi ve güzel olanı tercih etme öngörüsü kazandırma, insanların mutluluğa erişme çabasına katkı sağlayabilme ve tecrübe edinilen kötülükler karşısında umut, metanet, hoşgörü tavrı edindirme, ilahî adalet beklentisine umut ışığı olabilme gibi özellikleri olduğu iddiasından dolayı incelemeyi tercih ettik. Kötülük problemine karşı alternatif teodise arayışında kötülüğü özsel olarak inkâr eden veya her şeyi kötülüğe atfeden düşüncelerin ontolojik ve epistemolojik bir zeminde yorum yapmalarına olanak sağlanabilmektedir. İşte bu özellikleriyle aşk teodisesinin reel/pratik yön taşıdığı ve kötülük probleminin de varoluşsal bir öz taşıdığı iddiası mantıksal bir zemine oturtulabilmektedir. Bu teodise diğer teodiselerden “sevgi”, “inanç” “nefs terbiyesi” perspektifiyle ayrı bir yapı arz ederek din felsefesinde alternatif ve yeni bir perspektif sunabilir. Araştırmamızda aşk teodisesinin tanımlaması, analizi, mantıksal ve inançsal temellendirilmesiyle farklı teodiselerle ilişkisi gibi durumları din felsefesi perspektifiyle temel referans kaynaklardan hareketle incelemeyi amaçlamaktayız. Bu teodiseyi sistemli, rasyonel, derinlikli ve şümullü bir çerçevede irdeleyip artı ve eksilerini ortaya koymak ve müstakil bir çalışma yaparak din felsefesine ve Türkçe literatüre katkı sağlamak ana hedefimizdir. Problemle ilgili temel kaynaklara başvurarak bu teodiseyi ontolojik, epistemolojik ve aksiyolojik bir zeminde tartışmanın, İslam tasavvufu ve Anadolu irfanı geleneğinden Yûnus Emre, Mevlânâ ve Dâvûd-i Kayserî gibi isimlerle sınırlandırarak literatüre katkı sağlamanın önemli olduğu kanaatindeyiz.