Antakya Haçlı Prensliği tarihi (1119-1161)
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, TARİH ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RAHİME DENİZ
Danışman: HAYDAR ÇORUH
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Antakya Haçlı Prensliği Birinci Haçlı Seferi sırasında 1098 yılında kuruldu. Haçlılar, Antakya'da 170 yıllık hâkimiyetleri boyunca kurulduğu bölgenin siyasetinde etkili oldular. Prenslik için en büyük tehlike Bizans İmparatorluğu ve Halep'te bulunan Müslümanlardır. İncelenen dönem Doğu'da Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde Haçlılarla mücadeleye başladığı ve onların bölgede yayılmasının engellendiği bir süreçtir. Prenslik 1119-1161 yılları arasında Kudüs Kralı II.Baudouin, II.Bohemund, Raymond de Poitiers ve Renaud de Chatillon tarafından yönetildi. Bu dönemde özellikle Artukoğlu İlgazi, İmadeddîn Zengî ve Nureddîn Zengî gibi Müslüman liderler Antakya Haçlılarına büyük kayıplar verdirdi. Özellikle Nureddîn Zengî'nin yaptığı fetihlerle prenslik sahil şeridine sıkıştırıldı. Müslümanlara karşı verilen kayıpları telafi etmek ise Antakya Haçlıları için kolay olmadı. Bu durum prensliğin gücünü zayıflattı. Bu dönemde Bizans İmparatoru II.Ioannes Komnenos Antakya'yı kendi ülkesinin sınırlarına dahil etmek için 1137 ve 1142 yıllarında Kilikya ve Antakya'ya sefer düzenlese de başarılı olamadı. İmparator I.Manuel Komnenos ise 1159 yılında Antakya'ya gelerek prensliği vassalı yaptı. İncelenen dönemde (1119-1161) Antakya Haçlı Prensliği'nin çoğunlukla naibler ile yönetildiği, özellikle 1119 yılındaki Tell Afrîn Savaşı'nda (Kanlı Meydan Savaşı) kaybettiği askeri gücünü geri toparlamakta zorlandığı, bundan sonra ise Müslümanlara karşı taarruzdan çok kaybettiği toprakları geri almak ya da kendilerini savunmak üzerine kurulu bir strateji geliştirdikleri ve Müslümanlara karşı giriştikleri mücadelede dışarıdan gelecek desteğe ihtiyaç duydukları görülür. Dönemin Haçlı müelliflerinin ise Haçlıların kazandığı başarıları abarttıkları bunun tam tersi Müslümanların Haçlılara karşı kazandığı zaferlere ise kısaca değindikleri tespit edilmiştir. Buna az da olsa Müslüman müellifler de başvurmuşlardır.