Antiokheia ad Orontes suyolları


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, ARKEOLOJİ (YL) (TEZLİ), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İNANÇ YAMAÇ

Danışman: HATİCE PAMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Antiokheia ad Orontes Anadolu'nun güneyinde yer alan bereketli Amik ovasının güney ucunda Silpius (Habib-i Neccar) Dağı ile Staurin (Haç) Dağı'nın eteklerinde kurulmuş bir antik kenttir. Kent ilk olarak M.Ö. 300 yılında Büyük İskender'in generallerinden Seleukos I. Nikator tarafından kurulmuş ve daha sonra stratejik konumu sayesinde İskender sonrasında kurulan Seleukos Krallığı'nın başkenti olmuştur. M.Ö. 64 yılında Antiokheia'nın Roma hakimiyetine girmesi, kentin gelişiminde önemli rol oynamış ve kent Roma İmparatorluk döneminde Roma, Konstantinopolis (İstanbul) ve Alexandria (İskenderiye) kentleri ile beraber imparatorluğun en büyük kentlerinden biri ve doğudaki yönetim merkezi haline gelmiştir.2004 yılında Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından başlatılan Hatay İli Antakya ve Samandağ Arkeolojik Yüzey Araştırması projesi ile kentten günümüze ulaşan kalıntıların tespiti, belgelenmesi ve değerlendirilmesi çalışmalarında bu kalıntıların korunması ve kente dair sorulara ışık tutulması amaçlanmıştır. Bu çalışmalar içinde tespit edilen önemli bir buluntu grubu bu tez çalışmasına da konu olan antik kentin suyollarına ait kalıntılardır.Bir kent için suyun hayati rolü ve bu bağlamda su sistemlerinin kent dokusunu üzerindeki belirleyici etkisi açıktır. Antiokheia'nın antik kaynaklara göre M.S. II. yy.da 200.000'lere ulaşan nüfusu ile su ihtiyacı Roma kentininki ile karşılaştırılabilir ki bu ihtiyaç gelişmiş bir suyolları sistemini zorunlu kılar.Antiokheia'da Hellenistik dönemden itibaren su temini ile ilgili başta kuyu ve sarnıçlar olmak üzere çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. Bununla beraber kentin suyollarının gelişimi asıl olarak kentin Roma hakimiyetine girmesiyle hız kazanmıştır. Antiokheia'nın su ihtiyacının Harbiye hatları, Dursunlu hattı ve Kuruyer hattından oluşan 4 suyolu ile karşılandığı görülmektedir. Örgü kanallar, oygu kanallar, su toplama tünelleri, su köprüleri ve pişmiş toprak borular gibi çeşitli yapı tiplerinden oluşan suyolları özellikle M.S. I. ve II. yy.larda büyük gelişim göstermiş ve uzun bir dönem boyunca aktif olarak kullanılmışlardır. Tüm bu gelişmiş suyolları ağına karşın kentin su temininde tek bir kaynağa yada yapı tipine bağlı kalınmadığı, Roma İmparatorluk döneminde bile kuyu ve sarnıçların da kullanılmaya devam ettiği görülebilir. Sonuç olarak farklı yapı tiplerinin ve tekniklerin bir arada kullanıldığı Antiokheia'nın kentle beraber gelişen, çeşitlenen ve anıtsal yapılarla bezenen su sistemi, hem mimarlık hem de su mühendisliği tarihi açısından önemli bir kaynak niteliğindedir.