The enlightened and Apollonian Utopian worlds of Thomas More's Utopia and Jonathan Swift's Gulliver's Travels


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, YABANCI DİLLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ASLI KURT

Danışman: FIRAT KARADAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın amacı, ütopya edebiyatının iki örneği olan Thomas More'un Utopia adlı eseriyle Jonathan Swift'in Gulliver's Travels adlı eserinin " A Voyage to the Country of Houyhnhnms " isimli son bölümünü Thedore W. Adorno ve Max Horkheimer'ın aydınlanma düşüncesi ve Frederic Nietzsche'nin insan yaşamındaki ikircikli durumu temsil eden "Apollonian ve Dionysian" terimleri ışığında incelemektir. Bu çalışma geleneksel ütopyaların aydınlanma ideolojisinin sonucu olduğu ve yansıttıkları ideal dünyaların Fransız filozof Jacques Derrida'nın akıl merkeziyetçilik (logocentricism) diye adlandırdığı olgunun ölçütlerine göre şekillendiği önermesinde bulunur. Utopia and "A Voyage to the Country of Houyhnhnms" eserlerinde logos'un nasıl bir işlevi olduğu ve neyi ima ettiğini gösteren veriler bu eserlerin hayali dünyalarında yaşamın her alanında varolan kurallar incelenerek elde edilmiştir. Diğer bir deyişle bu çalışma söz konusu eserlerdeki kurgusal dünyaların oluşmasında aydınlanma düşüncesinin ve akıl merkezciliğin nasıl etkili olduğu ve doğayı, kadını, ilk beni/bilinçaltını ve bedensel dünyayı nasıl dışladığını inceleyen eleştirel bir çalışmadır. Bu çalışma, Nietzsche'nin The Birth of Tragedy isimli eserinde yaşamın ikircikli durumunu anlatmak için kullandığı "Apollonian" ve "Dionysian" karşıtlığını ölçüt olarak almıştır. Nietzsche "Apollonian" terimini "uygunluk, medeniyet, akıl, ölçülülük, kendini koruma" gibi kavramları sembolize etmek için kullanmıştır; "Dionysian" terimini ise "Apollonian" terimine zıt olarak "aşırılık, bedensel zevkler, duygular, aykırılık" gibi kavramları sembolize etmek için kullanmıştır. Bu çalışma kapsamında seçilmiş olan geleneksel ütopyalardaki yaşam tarzını oluşturan kuralların Nietzsche'nin yaşamın bu ikircikli durumunu anlatan terimlerinden hangisine anlamsal olarak uyduğu belirlenir. İlk önce seçilmiş olan geleneksel ütopya örneklerindeki kurallar ve bu kurallara bağlı olaylar belirlenir. Ve her iki ütopyadaki "Apollonian," yani toplumun her alanını mantık kuralları çerçevesinde kategorize edip, insan doğası üzerinde belirli bir baskı oluşturan özellikler ve ayrıca "Dionysian," yani toplum içerisindeki aşırılıklar, bedensel zevkler, kadın kavramı, aykırılıkları oluşturan özellikler ve bu özelliklerin uyumlu bir toplum yaratma çabası içerisinde nasıl görmezden gelindiği ya da dışlandığı örneklendirilir. Bu dışlanma sürecinde bireyselliğin yok oluşu, ya da tek tip bireylerin oluşumu ve toplum yararının nasıl bireysel faydanın önüne geçtiği incelenir. Mantığa dayalı her bir kuralın nasıl bireyleri baskı altına aldığı ve, insanların tatmin olmuş, mutlu bir şekilde yaşadıklarına inanılan geleneksel ütopya görüşünün aksine, ütopyadaki vatandaşların tıpkı bir zıt ütopyadaki gibi simge merkezli bir dünyada yaşadıkları ve bu durumdan aslında hoşnut olmadıkları ifade edilmiştir. Aslında ütopya ve zıt ütopyaların temelde aynı mantık üzerine kurulduklarından bahsedilmiştir. Sonuç olarak ütopyaların zıt ütopyalarla birçok benzerliğinin olduğu, her ikisinde de bireyin sıkı mantık kuralları kullanılarak baskı altına alındığı gözlemlenmiştir. Her iki türde yansıtılan dünyaların Nietzsche'nin 'Apollonian' tanımına uyduğu ve Adorno ve Horkheimer'ın tarif ettiği şekliyle aydınlanma düşüncesinin akıl merkezci (logocentric) kurallarına göre şekillendikleri önermesinde bulunulmuş ve buna göre iki türde de 'Dionysian' özelliklerin baskılandığı veya dışlandığı görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER İngiliz Edebiyatı ütopya örnekleri, zıt ütopya, Apollonian özellikler, Dionysian özellikler, ütopyaların logocentric dünyaları.