Farklı bölgelerden elde edilen propolis ekstraktlarının kimyasal bileşenlerinin ve domates bitkisinde sorun olan toprak kökenli bazı fungal hastalık etmenleri üzerine antifungal özelliklerinin belirlenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, BİTKİ KORUMA (YL) (TEZLİ), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YASEMİN GÜL
Danışman: SONER SOYLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Domates ülkemizin en önemli sebzelerinden biridir. Domateslerde solgunluk, kök ve kökboğazı çürüklüğü hastalıklarına neden olan Sclerotinia sclerotiorum, Sclerotium rolfsii, Rhizoctonia solani ve Macrophomina phaseolina domateslerde düşük verime neden olan önemli biyotik faktörler arasında yer alırlar. Toprak kökenli hastalıklarla kimyasal mücadelenin yanısıra pek çok alternatif mücadele yöntemi bulunmaktadır. Bu çalışma ülkemizin farklı bölgelerindeki illerden (Ordu, Edirne, Muğla, Ardahan ve Hatay) temin edilen propolis'in ethanol ekstraktı (EEP)'nın kimyasal bileşenleri GC-MS ile belirlenmesinin yanısıra, EEP'nin farklı konasntrasyonlarının Sclerotinia sclerotiorum, Sclerotium rolfsii, Rhizoctonia solani ve Macrophomina phaseolina'nın misel gelişimi üzerine olan antifungal etkinliklerini belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. GC-MS sonuçlarına göre EEP'nin ana bileşenleri temin edildikleri bölgelere bağlı olarak değişiklik göstermiştir. Denemede kullanılan EEP içeriklerinde yüksek oranda cinnamic acid türevleri (%11.3-88.3), aldehyde (%0.27-8.31), alkol (%0.5-5.56), uçucu yağlar (%0.1-4.66), terpenoitler (%0.6-4.64), ester (%0.47-2.44), ketone (%0.12-7.8), phenol (%0.73) ve yağ asitleri (%1.58-6.58) ana bileşenler olarak belirlenmiştir. İn vitro koşullarda agar seyreltme yöntemi ile EEP'lerin farklı konsantrasyonları (1000-14000 ppm) antifungal etkinlik göstermiş olup, hastalık etmenlerinin misel gelişimini kontrol petrilerine kıyasla önemli düzeyde engellemişlerdir. Kullanılan EEP'lerin konsantrasyonları, EEP'lerin temin edildikleri bölgeler ve test edildikleri fungal türler arasında önemli farklılıklar belirlenmiştir. Sonuçlar antifungal etkinliğinin kullanılan konsantrasyonlara bağlı olduğunu göstermiştir. Ordu, Edirne, Muğla, Ardahan ve Hatay illerinden temin edilen EEP'lerin minimum engelleme konsantrasyonlarının (MIC) S. sclerotiorum için 6000, 6000, 6000, 10000 ve 10000 ppm; S. rolfsii için 6000, 6000, 6000, 8000 ve 10000 ppm; R. solani için 8000, 8000, 8000, 10000 ve 12000 ppm; M. phaseolina için 12000, 10000, 12000, 12000 ve 14000 ppm olduğu belirlenmiştir. EEP'ler için belirlenen MIC değerlerinin S. sclerotiorum, R. solani ve M. phaseolina'nın misel gelişimini engellemede gösterdiği antifungal etkisinin fungistatik, S. rolfsii'nin misel gelişimini engellemede gösterdiği antifungal etkisinin ise fungisidal olduğu belirlenmiştir. Tahmin edilen etkili konsantrasyon (EC50) değerlerine göre en fazla antifungal etkinliğe sahip EEP'nin Ordu, en düşük antifungal etkinliğe sahip EEP'nin ise Hatay ilinden temin edilen propolis örnekleri olduğu belirlenmiştir. Test edilen hastalık etmeni fungal etmenler arasında en duyarlı tür S. rolfsii, en dayanıklı tür ise M. phaseolina olduğu gözlenmiştir. EEP'lerin tespit edilen MIC değerleri, test edilen hastalık etmeni fungal etmenler arasında sadece S. rolfsii'nin misellerinde vakuolleşme şeklinde görülen morfolojik bozulmalara neden olmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, EEP'lerin farklı konsantrasyonları denemede kullanılan fungal etmenlerin misel gelişimini engelleyici etkide bulunmuştur. EEP'nin antifungal aktivitelerinden kimyasal bileşenlerinde önemli miktarda belirlenen cinnamic acid türevleri, terpenoitler, uçucu yağlar, aldehitler ve fenollerin varlığı sorumlu olabilir. Bu bağlamda meyve ve sebzelerin tarla koşullarında toprak kökenli hastalık etmenlerine karşı korunmasında, EEP'ler teksel veya diğer çevre dostu uygulamalarla birlikte kombine olarak kulanılma potansiyeline sahip olduğu sonucuna varılabilir.