İneklerde meme başı derisinde şekillenen lezyonların dağılımı ve mastitis üzerine etkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, KLİNİK BİLİMLER, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2013
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DOĞAN DALGIÇ
Danışman: MUSTAFA KEMAL SARIBAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmada laktasyonun farklı dönemlerinde bulunan sütçü ineklerde meme başı derisinde şekillenen lezyonların çeşitliliğinin belirlenmesi ve bu lezyonların mastitis üzerindeki etkisinin ortaya konulması amaçlandı. Çalışmanın materyalini, süt sığırcılığı işletmelerinde ve halk elinde yetiştirilen makroskobik olarak meme başı derisinde lezyon bulunan laktasyon periyodundaki 30 adet Holstein ırkı inek oluşturdu. Çalışmadaki inekler sağım makinaları ile veya elle günde 2 defa sağılmaktaydı. İnekler bağlı sistem ahırlarda barındırılmaktaydı. Muayeneler öncesinde anamnez ve işletme kayıtlarının kontrolünde hayvanın yaşı ve kaçıncı laktasyonda olduğu, laktasyon dönemi, süt verimi, lezyonlu meme başının şekli ve hangi meme başında olduğu, meme başı uzunluğu, sağım şekli araştırıldı ve elde edilen veriler izleme formuna kaydedildi. Lezyonların fotoğrafları çekilerek arşiv oluşturuldu. Meme başı lezyonlarından bakteriyolojik ekim amacıyla sıvap ve süt örnekleri alındı. Bu işlemden sonra sütün nitel muayenesi için Kaliforniya Mastitis Testi (CMT) uygulandı. Laboratuvarda, süt örneklerinden ve meme örneklerinden bakteriyel etken izolasyonu amacıyla % 7 oranında koyun kanı içeren Kanlı Agar?a ekimler yapıldı. Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ile antibiyogram testi yapıldı. Çalışma amacıyla izole edilen Staphylococcal etkenlerin PZR ile teyidi amacıyla fenol/kloroform yöntemi ile DNA izolasyonu yapıldı. Meme başı lezyonlarının dağılımı travmatik yara (% 10), hiperkeratoz (% 10), ekzema (% 23.33), papillom (% 23.33) ve çatlak (% 33.33) oranlarında görüldü. Çalışmada meme başı lezyonlarının kısa meme başlarında, orta ve uzun meme başlarına oranla daha az rastlandığı görüldü ve aralarında istatistiksel olarak önemli bir fark (p 0.05) görüldü. Çalışmada mikrobiyolojik testler sonucunda meme lezyonlarının en fazla üreyen mikroorganizmanın Staphylococcus spp olduğu görüldü ve bunlarında büyük kısmının KNS olduğu belirlendi, ayrıca örneklerden Streptococcus spp? da izole ve identifiye edildi. Çalışmada hem CMT pozitif sütlere hem de CMT negatif sütlere uygulanan mikrobiyolojik testler sonucunda en fazla üreyen mikroorganizmanın KNS (% 60) olduğu belirlendi. Çalışmada lezyonlu meme başlarından alınan süt örneklerinde % 70 üreme tespit edildi. Çalışmada ön meme loblarında sütte üreme % 61.5, arka meme loblarında ise % 76.5 olarak belirlendi ve istatistiksel olarak bir farkın olmadığı (P >0.05) görüldü Sunulan çalışmada meme başı lezyonlarından alınan sıvaplardan izole edilen suşların antibiyotik duyarlılıkları amoksisilin+klavulonik asit?e % 100, amoksisilin?e % 66.6, eritromisin?e % 66.6, oksitetrasiklin?e % 66.6, gentamisin?e % 66.6, enrofloksasin?e % 66.6 ve penisilin-G?ye % 66.6 düzeyinde belirlendi. Yapılan antibiyogram çalışmalarında sütten izole edilen etkenlerin antibiyogram duyarlılıklarının meme yaralarından izole edilen etkenlerle benzerlik gösterdiği tespit edildi. Sonuç olarak; süt sığırı işletmelerinde mastitisten korunmada, meme başı lezyonlarına gereken özenin gösterilmesi, bu lezyonların mastitise predispozisyon oluşturabileceği, mastitisten ve lezyonlardan korunmada memenin bazı yapısal özelliklerinin de dikkate alınması gerektiği kanısına varıldı.