AKSİYEL TUTULUMLU PSÖRİYATİK ARTRİT HASTALARINDA ATLANTOAKSİYEL İNSTABİLİTE SIKLIĞI VE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HUBAN YILMAZ

Danışman: Mete Pekdiker

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Psöriyatik artrit (PsA), aksiyel iskeleti etkileyebilen kronik inflamatuvar hastalıktır. Atlantoaksiyel instabilite (AAİ), tüm inflamatuvar artritlerde önemli komplikasyondur ancak PsA olgularında AAİ monitörizasyonu konusunda konsensus yoktur. Çalışmamızda, aksiyel PsA olgularında AAİ sıklığını ve ilişkili faktörleri saptayarak bu konuda yol gösterici bilgiler sunmayı amaçladık.

Materyal-metod: ‘CASPAR’ kriteriyle PsA olarak sınıflandırılmış ve ‘Calin’ kriterine göre aksiyel tutulumlu olarak değerlendirilmiş erişkin PsA olguları tek merkezden çalışmaya alındı. Omurgayı etkileyebilen inflamatuvar veya non-inflamatuvar hastalığı olanlar çalışmadan dışlandı. Elektronik hasta dosyaları retrospektif olarak incelendi. Lateral nötral/tam ekstansiyon/tam fleksiyon ve ağız açık anteroposterior filmler AAİ lezyonlarını değerlendirmek amacıyla hastalara kör üç romatolog tarafından okundu.

Bulgular: Çalışmaya ortalama yaşı 48,8 yıl ve ortalama PsA süresi 7,4 yıl olan ve %57’si kadın toplam 100 hasta alındı. Hastaların %18’inde toplam 20 adet AAİ lezyonu saptandı; subaksiyel subluksasyon(SAS) sekiz, anterior atlantoaksiyel subluksasyon (AAS) yedi, posterior AAS üç, lateral AAS bir ve vertikal subluksasyon(VS) bir olguda saptandı. Atlantoaksiyel instabiliteye sahip grupta psöriyasis(Ps) varlığı (p = 0, 037), skalp psöriyasisi (p < 0,001), Ps  ve PsA için hedefe yönelik tedavi kullanımı (p < 0,001, p < 0,001) AAİ-negatif gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti. 

Sonuç: Hedefe yönelik tedavi kullanan Ps ve PsA olguları indirekt olarak konvansiyonel tedavilere dirençli ve yüksek hastalık aktiviteli olguları yansıtmalarından dolayı bu PsA olgularının AAİ açısından monitörize edilmesi akılcı bir yaklaşım olabilir. Konuyu daha iyi aydınlatabilmek için sensitif görüntüleme metodlarıyla yapılacak prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.