Turunçgil ekşi çürüklük hastalığı etmeni Geotrichum citri-aurantii'ye karşı bitki uçucu yağ ve ana bileşenlerinin antifungal etkinliğinin belirlenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, BİTKİ KORUMA (YL) (TEZLİ), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF SÜRMELİ

Danışman: SONER SOYLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, Doğu Akdeniz Bölgesinde yetişen Suriye kekiği (Origanum syriacum var. bevanii Holmes), kaba kekik (Thymus serpyllum L.), karabaş kekiği (Thymbra spicata subsp. spicata L.), rezene (Foeniculum vulgare Mill.), karabaş lavanta (Lavandula stoechas var. stoechas) ve okaliptus (Eucalyptus camandulensis L.) bitki türlerinden elde edilen uçucu yağlar ile aldehit (trans-cinnamaldehyde), fenol (carvacrol, trans-anethole ve eugenol), keton (carvone) ve alkol (linalool) yapılardaki farklı bitkisel kökenli uçucu yağ ana bileşenlerinin in vitro antifungal etkinliği turunçgil meyvelerinde sorun olan fungal turunçgil ekşi çürüklük hastalığı etmeni Geotrichum citri-aurantii'nin misel, spor çimlenmesi ve çim borusu gelişimi üzerine değme ve buhar etkinlikleri farklı konsantrasyonlar kullanılarak araştırılmıştır. Uçucu yağlar ve ana bileşenlerin değme ve buhar etkinliklerine bakıldığında en güçlü fungisidal etki kekik türleri (O. syriacum ve T. spicata ve T. serpyllum) ile aldehit ve fenoller (trans-cinnamaldeyde, carvacrol, ve eugenol) tarafından gösterilmiştir. En etkili uçucu yağ olan O. syriacum buhar fazında fungusun misel gelişimini, spor çimlenmesini ve çimlenme borucuğunun engellenmesi, 5.0 µl/petri konsantrasyonunda tespit edilmiştir. En etkili uçucu yağ ana bileşeni olan carvacrol ve trans-cinnamaldeyde değme fazında fungusun misel gelişimini, spor çimlenmesini ve çimlenme borucuğunun engellenmesi, 20.0 µl/ml konsantrasyonunda tespit edilmiştir. Yapılan mikroskobik incelemelerde uçucu yağlar ve ana bileşenlerin fungusların hiflerinde ve sporlarında sitoplazmik pıhtılaşma, vakuolleşme, erime ve sitoplazmik boşalma şeklinde gözlenen önemli yapısal deformasyonlara neden olduğu gözlenmiştir.