Bazı soya genotiplerinin kömür çürüklüğü (Macrophomina phaseolina) hastalığına karşı reaksiyonları ile hastalığın verim ve kalite özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, BİTKİ KORUMA (YL) (TEZLİ), Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEMA ŞAHBAZ AKICI
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Fatih Mehmet Tok
Eş Danışman: Yaşar Akışcan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu doktora çalışması, farklı olgunlaşma gruplarına ait dokuz soya genotipinin toprak kökenli bir fungus olan kömür çürüklüğü hastalığı etmeni M. Phaseolina'nın verim ve kalite özellikleri üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Adana ve Hatay illerinde gerçekleştirilen sörvey çalışmalarında M. phaseolina hem kök ve kök boğazında hem de tohum örneklerinden izole edilmiş. Morfolojik ve moleküler analizler sonucunda etmenin M. phaseolina olduğu doğrulanmıştır. Ayrıca tohumlarda Alternaria spp., Aspergillus spp., Cladosporium spp. ve Fusarium spp. gibi diğer fungus türleri de tespit edilmiştir. Tarla denemelerinde çiçeklenme döneminde uygulanan agar disk inokulasyon yöntemi, hastalık şiddetini güvenilir şekilde ortaya koymuştur. Laboratuvar denemelerinde ise buğday tohumuna sardırma metodu kullanılarak bitkilere hastalık inokulasyonu yapılmıştır. Hastalık şiddeti 0–4 skalası ile değerlendirilmiştir. Kontrollü koşullarda yürütülen denemelerde patojenin çimlenme oranı, bitki boyu, kök uzunluğu ve kök ağırlığında istatistiksel olarak önemli azalmalar (p<0.01) oluşturduğu, kök ve kök boğazında çürüme, iletim demetlerinde tıkanma, gövdede kararma, yapraklarda sararma ve solgunluk gibi kömür çürüklüğüne özgü semptomlara neden olduğu belirlenmiştir. Laboratuvar koşullarında en düşük hastalık şiddeti Lider (1.35), en yüksek ise Arısoy (1.70) genotipinde kaydedilmiştir. İki yıl boyunca yürütülen tarla denemelerinde ise M. phaseolina'nın bitki boyu, bakla sayısı, ilk bakla yüksekliği, bin tane ağırlığı ve tane verimi dahil tüm verim bileşenlerini önemli düzeyde azalttığı görülmüştür (p<0.01). Tarla koşullarında en düşük hastalık şiddeti PG3650 (0.6), PG2501 (0.7) ve Lider (1.2) genotiplerinde saptanmıştır. En yüksek hastalık şiddeti ise Asya (1.5), Victorio (1.4) ve PG 1000 (1.3) çeşitlerinde görülmüştür. İki yılın birleşik ortalamasına göre kontrol parsellerinin ortalama tane verimi 443.2 kg/da iken, hastalık uygulanan parsellerde verim 348.7 kg/da olarak ölçülmüş, bu durum yaklaşık %21 oranında verim kaybına neden olmuştur. Genotipler arasında PG 3650, Lider ve PG 2501 hem düşük hastalık şiddeti hem de daha az verim düşüşü ile tolerant genotipler olarak öne çıkmıştır. Buna karşılık Asya, Victorio ve PG 1000 genotiplerinde hastalık şiddeti yüksek olmuş, tane verimi ve büyüme parametrelerinde belirgin kayıplar meydana gelmiştir. Genotip × Yıl × Hastalık etkileşiminin önemli bulunması, hastalık reaksiyonunun hem genetik hem de çevresel faktörlerden güçlü şekilde etkilendiğini göstermektedir. Çalışma genel olarak, kömür çürüklüğünün yoğun görüldüğü sıcak ve kurak bölgelerde PG 3650, Lider ve PG 2501 gibi tolerant çeşitlerin önerilebileceğini; hassas genotiplerin ise riskli alanlarda tercih edilmemesi gerektiğini ortaya koymuştur.