Farklı Maloklüzyonlara Sahip Ortodonti Hastalarında Dental Anomalilerin Prevelansı ve Dağılımı-Retrospektif Çalışma
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ, KLİNİK BİLİMLER, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YUSUF KÖR
Danışman: Fundagül Bilgiç Zortuk
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Farklı Maloklüzyonlara Sahip Ortodonti Hastalarında Dental Anomalilerin Prevelansı ve Dağılımı-Retrospektif Çalışma Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, ortodontik tedavi için başvuran hastaların dijital panoramik radyografilerinin retrospektif olarak incelenmesi ile dental anomalilerin, maloklüzyonlara, cinsiyete ve çenelere göre sıklıklarının ve dağılımlarının incelenmesidir. Materyal ve Metod: Araştırmamızda, 2013 - 2023 tarihleri arasında, ortodontik tedavi görmek üzere Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (HMKÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalına başvurmuş, yaşı 14 üzerinde olan 1237 hastaya ait teşhis materyalleri taranmış ve çalışma kriterlerini taşıyan 766 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalara ait detaylı anamnez kayıtları, tedavi öncesi alınan dijital panoramik radyografileri, ağız içi dental fotoğrafları ve dental alçı modelleri bu çalışmanın materyalini oluşturmuştur. Tüm gelişimsel dental anomaliler, yaş, cinsiyet, maloklüzyon tipi ve bulundukları çeneye göre gruplandırılarak kaydedilmiştir. Veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızın sonuçlarına göre; cinsiyetler ile dental anomali varlığı arasında yapılan istatistiksel analiz sonucunda anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (P=0,739). Maloklüzyon tiplerine ile cinsiyet dağılımı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (P=0,788). Gelişimsel dental anomali varlığına yönelik değerlendirmede, 216 hastada (%28,2) dental anomali tespit edilmemiş, 550 hastada (%71,8) bir veya birden fazla dental anomali belirlenmiştir. Anomali türlerinin dağılımına bakıldığında, sayı anomalisi %13,97, boyut anomalisi %4,04, şekil anomalisi %53,91, durum (sürme) anomalisi %24,15 ve yapı (doku) anomalisi %30,67 oranında tespit edilmiştir. En sık görülen dişsel anomali kök dilaserasyonu olup, bu durum 268 hastada (%35) saptanmıştır. Bunun dışında, anodonti, füzyon, konkresens, ektopi ve dentinogenezis imperfekta gibi anomalilere hiçbir hastada rastlanmamıştır.Tüm dental anomaliler arasında; mikrodonti, dens evaginatus, peg shape, talon cusp, kök dilaserasyonu ve pulpa taşı görülme oranı maksillada daha yüksek bulunmuştur. Tüm maloklüzyon tiplerinde, mine incisi görülme oranının mandibulada daha yüksek olduğu belirlenmiştir; bu oran Sınıf I'de %52,3, Sınıf II'de %35,8 ve Sınıf III'te %11,1 olarak saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda incelenen popülasyonda dental anomali görülme oranı %71,8 olarak bulunmuş olup, en sık gözlemlenen dental anomalinin kök dilaserasyonu olduğu tespit edilmiştir. Dental anomali ile cinsiyetler arasında ise istatistiksel bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Dental anomalilerin erken tespiti, ortodontik tedavi planlamasında belirleyici bir faktördür. Erken tanı, tedavi süresini kısaltarak tedavi başarısını arttırırken, gelecekteki komplikasyonların önlenmesinde de önemli rol oynar. Bu bağlamda, ortodontik süreçlerde erken teşhis ve düzenli takip, tedavi verimliliği ve hasta memnuniyetinin optimize edilmesinde kritik bir öneme sahiptir. Anahtar Sözcükler: Dental anomali, maloklüzyon, prevelans, panoromik radyografi