Farklı yöntemlerle elde edilen uçucu yağ karışımlarının antifungal etkinliklerinin belirlenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, TARLA BİTKİLERİ (YL) (TEZLİ), Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MUSA TÜRKMEN

Danışman: DURMUŞ ALPASLAN KAYA

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, Hatay ilinde doğal olarak yetişen tıbbi bitkilerden rezene (Foeniculum vulgare Mill.) ve defne (Laurus nobilis L.) bitkilerinden elde edilen uçucu yağlar ve bu yağların farklı yöntemlerle elde edilmiş karışımlarının uygun dozlarının toprak kökenli fungal hastalık etmelerinden Sclerotinia sclerotiorum'a karşı antifungal etkinlikleri in vitro koşullarda araştırılmıştır. Bitkilerden elde edilen uçucu yağların buhar fazları fungal etmenlerin misel gelişimlerini konsantrasyonlara bağlı olarak değişik oranlarda engellemiştir. L. nobilis uçucu yağı 7,50 µl'de fungustatik etki gösterirken, 15 µl'de fungusidal etki gösterdiği görülmüştür. F. vulgare uçucu yağı ise 5,0 µl konsantrasyonunda fungustatik etki gösterdiği görülürken, 7,50 µl'de fungusidal etki gösterdiği görülmüştür. Bu bitkilerin farklı yöntemlerle elde edilmiş uygun karışımlarının Sclerotinia sclerotiorum patojenine karşı etkilerine bakıldığında ise ayrı ayrı elde edilmiş defne ve rezene uçucu yağlarının uygun karışımlarından en etkili kombinasyonlarımızın 5,0 µl'de fungusidal etki gösteren E-R75D25, rezene ve defne bitkisinin birlikte destile edilmesi ile elde edilen uçucu yağ karışımında ise 3,75 µl'de fungusidal etki gösteren K-R75D25, ayrı ayrı elde edilmiş defne ve rezene uçucu yağlarının hekzan ile karıştırılarak uygun karışımlarının elde edilmesiyle oluşan kombinasyonda ise 3,75 µl'de fungusidal etki gösteren H-R75D25 karışımımızın olduğu belirlenmiştir. Bitki uçucu yağ ve ana bileşenlerin göstermiş olduğu antimikrobiyal etkinlikler, bu tür doğal bileşiklerin ekonomik öneme sahip bitkilerin fungal hastalık etmenlerine karşı kimyasal mücadeleye alternatif yeni mücadele yöntemleri olarak kullanılabilme potansiyellerine sahip olduğunu göstermiştir.